Espresso Macchiato

“Espresso macchiato” teleffuzu zor ancak söyledikten sonra zaman zaman kişinin göğsünün kabarmasına yol açan bir telaffuzdur. Bazıları tarafından da hava atma amacıyla telaffuz edilirken ayrı bir ahenkle söylenebiliyor. Sadece baristalar da değil, bir ortamdaysanız ve kahve kültürünüz zayıf ise özellikler erkekler tarafından vurgulanarak söylendiği oluyor.

Peki “macchiato” sözcüğü bu kadar karizmatik bir telaffuzu hak ediyor mu? Italyan erkekleri kadınlara daha sempatik ve yakışıkli gelseler de, aslında dünya’daki diğer erkek nüfusundan fizik harici bir farklılıkları yoktur. Hatta karakter olarak tüm akdeniz hemen hemen aynıdır. Şimdi ne alaka diye soracak olursanız, konuyu hemen bağlıyorum. İtalyan erkekleri kahvelerinin yanında(kahve derken sadece espressoyu kastediyorum) sütün gölgesinin geçmedinden hoşlanmazlar. Bir maçoluk göstergesi kabul edilip, hakarete uğramış gibi hissettikleri söylenir. Tabi İtalyan kadınları erkeklerinin aksine içtikleri kahve ağır geldiginden süt eklemişler. Erkekler acılıktan suratlarını büzüştüre büzüştüre içerken kadınlar keyif ala ala kahvelerini yudumlamışlar. Bir süre sonra bu erkeklerin dikkatini çekmiş. Zira kendileri acı bir sohbet ederken kadınların kahkahaları ortalığı inletirmiş. Malum surat ekşitecek bir kahve içmiyorlarmış. Erkeklerde “biz de biraz sütle inceltsek mi?” fikri belirmiş. Bu kadar kolay göründüğüne aldanmayın. Bu onlar oldukça büyük radikal karar desek abartmış olmayız. Artık nasıl oldu bilmiyorum.( Biraz kendi yorumumuzu katarsak.) Bir babayiğit kendini feda etmiş ve kahvesine bolca süt değil de çok az bir miktar süt katarsa eklerkekliğine dem vurulmayacağını düşünmüş. En sonunda cesaretini toplayıp bir çay kaşığı kadar sütü(kremamsı) kahvenin üzerine eklemiş. Yani espressonun üzerinde bir benek veya leke gibi durmuş. Benekli/lekeli espresso. İşte espresso macchiato böyle doğmuş.

İtalyan erkeklerinin de dünya’nın geri kalanından bir farkı yok. Onların da bir gururu var. Espressoya süt katmanın günümüzde bile hala büyük bir onur kırıcı hareket olması gibi. Şimdi macchiato siparişi verenler yada espressoyu sütle tüketmek isteyen ancak maçoluğuna dem vuramayan bireyler bir kez daha sütlü kahve içip içmemeyi düşünebilir. Desem de nasıl keyif alıp mutlu oluyorsanız, o şekilde tüketin.

 

Espressonun Tarihi

Espressonun Tarihi Süreci Nasıl Bulundu?

Espresso sözcüğünün anlamı içeceğin ismidi, bu ismi de kahvenin yapılış yönteminden almaktadır. Espresso demlenerek yapılan bir kahve türüdür. Pompa basıncı kullanılarak yapılır. Espresso makinesindeki su kaynama noktasının altında olmalıdır. Eğer bu değerden yüksek olursa kahveniz haşlama olur. Diğer kahve türlerine göre kafein oranı fazladır. Ancak fincandaki boyutu düşük olduğundan, bilmeyenler tarafından pek dikkate alınmayan küçük enişte gibidir.

Her ne kadar Avrupalılar kabul etmeseler de, kahveden Viyana kuşatması sonrası askerlerin çekilirken bıraktığı kahve çekirdekleri sayesinde haberdar oldukları gerçeğini değiştirmez. Çuvallarca çekirdeği ödül olarak alan ajan belki iki yüz yıl daha yaşasa zengin olabilirdi. Zira Avrupalılar bu zevk için iki yüz yıl beklemiş. Bizim Türk Kahvesi için kullandığımız çok ince çekilmiş kahve acı gelmiş olacak ki, biraz daha kalın çekip espressoyu ortaya çıkarmışlar.

k espresso makinesi 1884 yılında Torinolu Angelo Moriondo tarafından patentlenmiş. Bu makinede de istenilen kaliteyi yakalayamamışlar. 1901 yılında Milano’lu Luigi Bezzera çok daha gelişmiş bir espresso makinesi icat edip

Tipo Gigante

patentini almış. Aynı zamanda günümüz espresso makinelerinin temelini atmış. Ortada büyük bir kazan ve dört musluklu bir makine icat etmiş. Bu makineye kalıbına yakışır şekilde “Tipo Gigante” ismi verilmiş. 1903’de Desiderio Pavoni Bezzera’dan patenti devir alıp yola koyulmuş. 1905 yılında da “La Pavoni” isimli şiketini kurup espresso makineleri üretmeye başlamış. İlk espresso makinesi 1927 New York’un da Caffe Reggio isimli dükkanda kullanılmaya başlanmış. Bu ilk makine kahveye buhar uyguluyormuş. Bu da kahvenin haşlanması sonucunda tadı olumsuz etkiler. Yani hala kalite sağlanabilmiş değil.

En sonunda bu işin ekmeğini yiyecek olan adam geldik. İtalyan barista( İtalyanca’da barmen demektir) Achille Gaggia 5 Eylül 1938’de espressoya seviye atlatan buharsız kahve makinesi için patentini almış. Amerikan ordusuna ait bir askeri aracın motorunda gördüğü sistemi makineye uygulamış. Piston yardımıyla yüksek basınçlı suyu kahveden geçirip kaliteli espressoyu yakalamış. İkinci Dünya Savaşı sonrası 1948 yılından itibaren kahve makinelerini üretmeye başlar. Takip eden zamanlarda makinelerinin ABD, İngiltere ve Afrika’ya ihracatını başlatır. Günümüzde espresso makineleri kahve evleri tarafından görsel şov için en güzel yere konur. Herkes tarafından görmesi sağlanır. Kahve satışlarını nasıl arttırdığını tartışmaya gerek bile yok. Bu reklamcılığı ilk yapan kişi de Gaggia olmuştur. Makinelerini herkesin görebileceği yerlerde “doğal kahveden kahve kreması” sloganı ile pazarlamış ve espresso çılgınlığını başlatmış. 1953 yılındaki Milano Ticaret Fuarı’nda Gaggia’nın çığır açan makinelerinin sergilediği standı çok büyük ilgi görmüş. 50 den fazla ülkeden gelen katılımcıların da ilgisiyle ününe ün katmış.

Achille Gaggia için espresso makinelerini saltanatını süren ilk insan desek herhalde abartmış olmayız. Fuardan sonra bilinirliği artmış ve Başta Londra olmak üzere Dünya’nın bir çok noktasında makineleri için alıcılar çıkmıştır.

İlgili Konular

Espresso Yapımı

Başa dön