Mocha

Yemen ve Mocha Limanı

Mocha limanın kahvenin değerli bir emtia haline gelmesindeki en önemli merkezdir. Çikolatalı bir kahve olan Mocha da ismini bu limandan almaktadır. Kahve tüm Dünya’ya Mocha’dan yayılmış ve günümüzdeki şöhretinin temelleri bu limanda atılmıştır. Her ne kadar günümüzde bu öneme sahip olmasa da, hala kaliteli çekirdekler çıkmaktadır. Tabi oldukça az miktarda.

Yemen baharat yolu olarak adlandırılan ticaret rotasında kavşak görevi görmekteydi. Yemen’i önemli bir ticaret merkezi haline getiren etken de bu olmuştur. O zamanlar Yemen’in kahve tekelini elinde bulundurduğu zaman dilimi de Osmanlı hakimiyeti ile başlayıp Osmanlı’nın attığı adımlarla son bulmuştur. Osmanlı Portekiz’in Kızıldeniz ve Hint Denizi’ne olan ilgisini anladıktan sonra bölgede hakimiyet arayışlarına başlamıştır. Gelişen olaylar sonucunda 1538 yılında Yemen Osmanlı Hakimiyetine girdi. Böylelikle Baharat yolunun kontrolü tamamen Osmanlı’nın hakimiyetine geçti. Kahve Yemen’de kullanılıyordu ancak ekimi Osmanlı’yı beklemişti. Ticari ürünün farkına varan Osmanlı İmparatorluğu kahveyi Akdeniz’den İstanbul’a ulaştırarak belli oranlarda Venedik’li Tüccarlara satmaya başladı. Kahve ilk Avrupa’ya ulaştığında Papa kendisine Müslüman şarabı olarak tanıtılan bu içeceği yasaklamak istemiş. Ancak kahvenin artan ticari faaliyetlerini görmüş olacak ki, bu tekeli tek başına Müslümanların eline bırakmak istemeyip Kahveyi kutsamış. Çoğu kaynakta Papa içerken büyük bir haz almış ve kutsamış diye bahsedilir. Papa ve Batı devletleri içinde para olan bir emtiaya asla yüz çevirmezler. Bu tarih boyunca böyle gelişmiştir. Bu biraz hikayeleştirilen bir anlatım gibi geliyor.

Kahvenin Papa tarafından değerli bir emtia olarak kutsanmasının ardından kahveye olan talep artmıştır. Ancak kahvenin temininde küçük bir sorun vardır. Zira kahve hala Etiyopya’dan gelmekte ve doğal ortamında yetişmektedir. Bunun üzerine Osmanlı yaklaşık olarak 1540’larda ilk kahve ağacı ekimi için konunun uzmanlarıyla ekim alanlarını test etmeye başlamışlar. Mocha etrafında uygun ekim alanları bulunamamış. Ancak Mocha’nın 150 km kuzeyinde yer alan Bayt Al-Faqih bölgesinde uygun ekim alanları bulunup ekimine başlanmış. Böylelikle Osmanlı himayesindeki Yemen’in kahve üzerindeki tekelinin temelleri atılmış.

Kahve değerli bir emtia olma yolunda ilerlerken rakipleri hiç kolay değildi. Zaten Osmanlı’nın Yemen’i kontrol altına almak istemesindeki temel hedef bu emtiaların kontrolünü eline geçirmekti. Bu emtiaların değerine bir örnek verelim. Günümüzde altın herkes tarafında kabul gören bir emtiadır. Ancak 17 yy. Dünya’sında baharat ve hindistan cevizi günümüzün altın kadar değerli ticari ürünleriydi. Baharat yolunu bu denli önemli kılan bu emtialardı. Hatta hindistan cevizi Avrupa’ya ulaştığında değerinin 50000-60000 katına kadar alıcı buluyormuş. Evet 60 değil 60000. Bu kadar değerli ticari ürünlerin arasında kahve uzun yıllar ikinci planda kalmış. 17 yy. başlarında kraliçe Elizabeth yayınladığı bildiriyle İngiliz Doğu Hindistan Şirketini kurmuş. Bunlara karşılık Hollanda’da da Kendi Doğu Hind. Şirketini kurarak hakimiyet sağlayabilmiş. İngiltere ise Dünya ticaretinin %50’sini eline geçirmiş. Bu noktayı unutmayın çünkü ilerleyen tarihlerdeki İngiliz hakimiyetinin temellerini bu şirket atıyor. Yani üzerinde Güneş batmayan ülkeden bahsediyoruz.

Şirket kurulduktan sonraki ilk kahve ticareti için görüşmeleri 1609 yılında başlatıyor. Osmanlı Hakimiyetini kırmak için Yemen’in dini kişilikleri ile iletişim kurulmuş. Ancak ilk denemeler başarısızlıkla sonuçlanmış. Hikayeye göre Mocha limanının ağası şirket için çalışan tayfanın kahve çaldıkları bilgisini almış. Bunun üzerine durumun farkına varan İngiliz şirket gemisi büyük bir hızla limandan ayrılmış tabi kahvelerle beraber. Bu zamana kadar Osmanlı ve Yemen tek başına yönettikleri tekeli böylelikle yavaş yavaş kaybedeceklerinden haberleri olmamış.

Tüm bu çalkantılı Yemen ilişkilerine rağmen 1618’de şirkete bağlı bir işletme kurulmasının iznini almışlar. Mocha’da kurulan özerk işletme sayesinde Asya’ya kahve ihracatı yapan ilk batı ülkesi olmuşlar.  Bu zamana kadar kahve tekelini ellerinde tutmak adına sadece kavrulmuş çekirdeklerin ihracatı yapılabiliyordu. Böylelikle kahvenin ekimi de yapılabilecekti.