Çikolatanın Tarihi

Çikolatanın Tarihi-1 (Mezo-Amerika)

Çikolatanın Ortaya Çıkışı

Muhtemelen Osmanlı İmparatorluğu ticaret yollarının kontrolünü eline almasa Amerika’dan çok daha sonraları haberimiz olabilirmiş. Belki de hiç haberimiz olmayacaktı. Yeni ticaret yollarına ihtiyaç duyan Avrupalılar coğrafi keşifleri başlatmış. Tabi bu planları arasında Amerika’yı keşfetmek gibi bir hedef yokmuş. Columbus’un hayali de bu yöndeymiş. “Bekle beni Hindistan” diye yola çıkmış ve şans eseri kıtayı keşfetmiş. Çikolatanın hikayesi de böylece başlamış.

Çikolatayı İlk Kim Buldu?

Çikolatanın tarihi yolculuğu da tıpkı kahvenin ki kadar ilginç. Columbus’un keşfi ile haberdar olduğumuz çikolatayı günümüzde sevmeyen herhalde yoktur. Hemen hemen her türlü içeceğin yanında tüketebiliriz. Bu bile sevmek için bir neden. Ancak antik Mezo-Amerika toplumları çikolataya bizden daha fazla anlam katmışlar.Yazılı kayıtlara göre kakaoyu işleyip içecek haline getiren ilk toplumun Mayalar olduğu sonucuna varılmış. Ancak yapılan kazılarda Mayalar’dan önce Olmekler’in kullandığı çanaklardan kakaoda bulunan teobromin(kakaoda bulunun bir bileşen) kalıntılarına rastlanmış. Muhtemelen Mayalar’ın kakao hakkındaki bildikleri Olmekler’den gelmekteymiş. Biber, bal ve su ile karıştırıp günümüzün sıcak çikolatasının temellerini atmışlar.Maya diyetinde kakao günlük öğünün yanında da tüketilen bir içecekmiş. Keyif vermesinden dolayı tüketilirmiş.Her ne kadar Maya halkı bir öğün gibi kullansalar da günlük hayatlarında bizim kadar önem vermedikleri kesin.

Çikolataya Seviye Atlattıran Aztek İmparatorluğu

Mayalar’dan sonra Aztekler video oyuncuların deyimi ile çikolataya adeta “level atlattırmış.”Bir hikayeye göre Aztek kralı II.Montezuma enerji için günde bir galon çikolata içermiş.Günümüz şartlarına göre çok sağlıksız gibi görülebilir. Tabi o zamanlar tatlandırmak için şeker yerine bal kullanılırmış. Sağlıksız bir durum olsa herhalde o zamanın şartlarına göre 54 sene yaşayamazdı. Zaten İspanyollar öldürmese, belki daha da uzun yaşayabilirmiş.

En büyük çikolata sever Montezuma’dan da anlayacağımız üzere Aztekler çikolataya adeta tapmışlar. Kakao ağacının Dünya ve Cennet arasında bir köprü olduğuna inancına sahiplermiş. Bu üründen sadece üst sınıf insanlar ve askerler faydalanabilmiş. Dini ritüellerde ise kurban edilecek erkeğe içiriliyorrmuş. Yani halk sadece özel günlerde görebilmiş. Artık Kaldi’nin keçisi gibi bir kafa yaşamış olmaları muhtemel ki, yetişkin olmayan erkeklerin ve tüm kadınların tüketmesini yasaklamışlar. Zaten bir diğer hikayeye göre kakao meyvesinin içinde bulunan beyaz hamurumsu tabakadan şarap benzeri bir içecek bile üretmişler.

Aztekler çikolatayı tedavi amaçlı da kullanmışlar. Kakaoyu içilecek kıvama getirdikten sonra üzerinde oluşan yağ tabakasını Güneş’ten korunmak için ciltlerine sürerlermiş.Tabi ki de bu kadar üst sınıf olan bir ürünün ticari boyutu da olmalıdır. Aztekler kakaoyu bir çeşit para birimi olarak bile kullanmışlar. Hükümleri altındaki halklardan haraçlarını kakao olarak toplamışlar. Bu kadar tapınılacak kadar değerli bir ürünü halka yedirecek halleri de yokmuş. Günümüzde Afrikalı çocuk kakao işçilerinin(kölelerinin) olduğu gibi.

Günümüzde bizler Aztekler kadar çikolataya tapmıyoruz. Ancak tüccarlar bize bunu ulaştırıp satmak için tapıyor. Nasıl mı?Afrika’da özellikle Gana ve Fildişi Sahili Dünya kakao üretiminin %70’ine sahiptir. Günümüzde ayakları kelepçeli köleler tabi ki yok. Ancak çalışan köleler var. Özellikle Fildişi’nde Fransa izni olmadan iş yapılamaz. Afrika’da çoğunluğunu çocukların oluşturduğu milyonlarca işçi var. Günlüğü ortalama 2$ yevmiye kime yeter ki.

Her ne kadar bizim için bir mutluluk kaynağı olsa da, çikolata herkesi mutlu edemiyor. Çikolatadan çok güzel estetik ürünler elde edebiliriz. Yaptığımız işin beğenilmesi de hoş olur. Saygı görmek güzel bir histir. Elimizden bir şey gelemiyor. Ancak asıl saygıyı o çocuklar hak ediyor.

Çikolatanın Tarihi-2 (Avrupa Yolculuğu)

Mezo-Amerika’dan Avrupa’ya

1502 yılında Avrupalılar adına kakao çekirdeğini ilk gören Columbus olmasına rağmen, kakao çekirdeklerinden ne yapıldığını görmediğinden bir anlam verememiş.

1519’da İspanyol denizci Hernando Cortes Meksika’yı İspanya adına işgal etmiş. Günümüzün Meksika başkenti olan Mexico City, o tarihlerdeki ismi Tenochtitlan olan başkenti işgal etmiş. Başkenteki Montezuma kraliyet sarayında ilk kez çikolata ile tanışmış. Çikolatanın nasıl tüketildiğine şahit olan ilk Avrupalı olmuş.

1528’de ilk kakao ve çikolata tariflerini ana vatanı İspanya’ya ulaştırmış. İspanya Kralı ilk ön yargı ile yaklaşsa da çikolatanın büyüsüne karşı koyamamış. Sıcak Çikolata Mezo-Amerikan toplumlarında olduğu gibi İspanya’da da 40 yıl boyunca belli bir kesim tarafından tüketilmiş. 1570’de ilk kakao ithalatı başlamış. Buradan yayılan kakao sırasıyla İtalya, Avusturya ve tüm Avrupa’ya yayılmış.

Avrupa’nın ilk çikolata evleri 1600’lerin başarında faaliyetlere başlamış. Gelişen popülerleşme beraberinde yeni tarifleri doğurmuş. Aztek tarifinde kırmız biber, vanilya ve tat vermesi için bal kullanılırmış. Çikolatanın orjinalliğini bozup daha lezzetli hale getirme girişimleri burada başlamış. Avrupalılar kırmızı biberi çıkarmışlar. Bal şeker kamışı ile değiştirilmiş. Bunlara ilaveten anason, tarçın, hindistan cevizi ve portakal kabukları tariflere eklenmiş.

Nasıl bir zamanlama ise kakao ve kahve aynı dönemlerde Avrupa’ya ulaşıyor. Türkler Avrupa’nın kahve ile tanışmasına direk etki ederken, Kakao üstünde de dolaylı bir etkisi olmuş.

Çikolata Tarihi-3 (Bir Zamanlar Amerika’da)

Çikolata Tekrar Amerika’da

Çikolatanın tarihi serüveni Mezo-Amerika’dan başladı. İspanyollar Avrupa’ya ulaştırdı ve tüm Avrupa’ya yaydılar. Çikolata şimdi tekrar İspanyollar tarafından K. Amerika’ya ayak bastırılıyor.

Kuzey Amerika’da keşifler ve kolonileşme daha önce başlasa da gene ilk çikolata ticareti İspanyollar tarafından yapılmış. K.Amerika’ya ilk çikolata ithalatı 1641 yılında Florida’da yapılmış. 1670’de Dorothy Jones adında bir girişimci ilk çikolata evini açmış. Yerel bir ün ile başlayan çikolatanın şöhreti giderek artmış. 1705’de belki de çikolataya dair ilk reklam gazete ilanı ile verilmiş. Bu reklamda Boston’da bir limanda çikolata satışının yapıldığı bilgisi yer alıyormuş. 1716’da Fransız tüccarlar Missisipi Nehri’nin güneyine, Küba’dan ithal edilen şekerle takas edilmesi fikriyle kakao ekimini önermişler. Tropikal bir iklim isteyen kakao için bu öneri maalesef gerçekleşememiş. 1773’de kıta en büyük Kakao ithalatını gerçekleştirmiş. Britanya İmparatorluğuna balı koloniler 320 ton kakao ithalatı yapmış.

Kakao Amerikan tarihinde önemli bir yeri olan bölgesel savaşlarda da öğün olarak kullanılmış. Benjamin Franklin orduya kişi başı 6 kg pay edilecek şekilde kakaoyu kumanya olarak vermiş. Kakaodan elde edilen sıcak çikolata aynı zamanda savaşta vücut direncini kaybetmiş askerlere tedavi amaçlı verilmiş. Böyle bir kumanyanın uzun süre bozulmadan taze kalabilmesi, öğün olarak verilmesi kararını aldırmış olabilir.

Çikolata tüketilmesi güzel ve keyif veren bir üründür. Böyle şahane ve çoğu kişiye mutluluk veren bir üründen daha dostane bir tarih çıkabilirdi. Ancak maalesef böyle güzel şeyler zorlu yollardan geçer.        

Espressonun Tarihi

Espressonun Tarihi Süreci Nasıl Bulundu?

Espresso sözcüğünün anlamı içeceğin ismidi, bu ismi de kahvenin yapılış yönteminden almaktadır. Espresso demlenerek yapılan bir kahve türüdür. Pompa basıncı kullanılarak yapılır. Espresso makinesindeki su kaynama noktasının altında olmalıdır. Eğer bu değerden yüksek olursa kahveniz haşlama olur. Diğer kahve türlerine göre kafein oranı fazladır. Ancak fincandaki boyutu düşük olduğundan, bilmeyenler tarafından pek dikkate alınmayan küçük enişte gibidir.

Her ne kadar Avrupalılar kabul etmeseler de, kahveden Viyana kuşatması sonrası askerlerin çekilirken bıraktığı kahve çekirdekleri sayesinde haberdar oldukları gerçeğini değiştirmez. Çuvallarca çekirdeği ödül olarak alan ajan belki iki yüz yıl daha yaşasa zengin olabilirdi. Zira Avrupalılar bu zevk için iki yüz yıl beklemiş. Bizim Türk Kahvesi için kullandığımız çok ince çekilmiş kahve acı gelmiş olacak ki, biraz daha kalın çekip espressoyu ortaya çıkarmışlar.

k espresso makinesi 1884 yılında Torinolu Angelo Moriondo tarafından patentlenmiş. Bu makinede de istenilen kaliteyi yakalayamamışlar. 1901 yılında Milano’lu Luigi Bezzera çok daha gelişmiş bir espresso makinesi icat edip

Tipo Gigante

patentini almış. Aynı zamanda günümüz espresso makinelerinin temelini atmış. Ortada büyük bir kazan ve dört musluklu bir makine icat etmiş. Bu makineye kalıbına yakışır şekilde “Tipo Gigante” ismi verilmiş. 1903’de Desiderio Pavoni Bezzera’dan patenti devir alıp yola koyulmuş. 1905 yılında da “La Pavoni” isimli şiketini kurup espresso makineleri üretmeye başlamış. İlk espresso makinesi 1927 New York’un da Caffe Reggio isimli dükkanda kullanılmaya başlanmış. Bu ilk makine kahveye buhar uyguluyormuş. Bu da kahvenin haşlanması sonucunda tadı olumsuz etkiler. Yani hala kalite sağlanabilmiş değil.

En sonunda bu işin ekmeğini yiyecek olan adam geldik. İtalyan barista( İtalyanca’da barmen demektir) Achille Gaggia 5 Eylül 1938’de espressoya seviye atlatan buharsız kahve makinesi için patentini almış. Amerikan ordusuna ait bir askeri aracın motorunda gördüğü sistemi makineye uygulamış. Piston yardımıyla yüksek basınçlı suyu kahveden geçirip kaliteli espressoyu yakalamış. İkinci Dünya Savaşı sonrası 1948 yılından itibaren kahve makinelerini üretmeye başlar. Takip eden zamanlarda makinelerinin ABD, İngiltere ve Afrika’ya ihracatını başlatır. Günümüzde espresso makineleri kahve evleri tarafından görsel şov için en güzel yere konur. Herkes tarafından görmesi sağlanır. Kahve satışlarını nasıl arttırdığını tartışmaya gerek bile yok. Bu reklamcılığı ilk yapan kişi de Gaggia olmuştur. Makinelerini herkesin görebileceği yerlerde “doğal kahveden kahve kreması” sloganı ile pazarlamış ve espresso çılgınlığını başlatmış. 1953 yılındaki Milano Ticaret Fuarı’nda Gaggia’nın çığır açan makinelerinin sergilediği standı çok büyük ilgi görmüş. 50 den fazla ülkeden gelen katılımcıların da ilgisiyle ününe ün katmış.

Achille Gaggia için espresso makinelerini saltanatını süren ilk insan desek herhalde abartmış olmayız. Fuardan sonra bilinirliği artmış ve Başta Londra olmak üzere Dünya’nın bir çok noktasında makineleri için alıcılar çıkmıştır.

İlgili Konular

Espresso Yapımı

Başa dön